Etiket arşivi: escort bayanlar

MİT’in siyasi cinayetlerden bilgisi yokmuş

Türkiye’nin 1990’lı dönemleri ‘karanlık yıllar’ olarak nitelendiriliyor.

Bu olaylar konusunda “kamu kurum-kuruluşları, kamu görevlileri ile yabancı aktörlerin bu olaylarda rolünün olup olmadığı ya da söz konusu olayların bunlar tarafından yönlendirilip yönlendirilmediğini de içeren değerlendirme ile birlikte” bilgi ve belgelerin değerlendirilerek birer rapor hazırlanması istendi. Ancak MİT, bu konulara ilişkin bir rapor da hazırlamadı, herhangi bir cevap da vermedi. İçişleri Bakanlığı ise kayıtlarda bulunan bilgi ve belgelere göre hazırlanan değerlendirme notlarının yer aldığı 1 adet DVD gönderdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), ‘Ülkemizde demokrasiye müdahale eden tüm darbe ve muhtıralar ile demokrasiyi işlevsiz kılan diğer bütün girişim ve süreçlerin tüm boyutları ile araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi’ amacıyla araştırma komisyonu kurdu. Hazırlanan rapor ise Meclis Başkanlığına sunuldu. Çalışmalar sırasında, olaylara ilişkin devlet kurumlarından bilgi ve belgeler talep edildi. Fakat en kritik olaylar konusunda kurumlar bilgi ve belge vermek yerine cevap vermemeyi tercih etti.

Bu kurumların başında ise MİT geliyor. Özellikle MİT’in Türkiye’nin yıllardır üzerindeki sis perdesini kaldırmadığı 1990’lı yıllarda yaşanan olaylara ilişkin sessiz kalması dikkat çekiyor. Sivas ve Başbağlar olayları başta olmak üzere işlenen siyasi cinayetler konusunda talep edilen hiçbir bilgiyi Meclis’e vermedi.

38 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ YAVİ KATLİAMI İÇİN 1 SAYFALIK BİLGİ NOTU

25 Ekim 1993 yılında 38 kişinin ölümüyle sonuçlanan Erzurum’un Çat ilçesine bağlı Yavi beldesinde meydana gelen terör örgütü PKK katliamına ilişkin bilgi ve belgeler istendi. İçişleri Bakanlığı, 182 sayfalık bilgilendirme yaparken; MİT sadece 1 sayfalık bilgi notu gönderdi.

Ancak MİT, Hizbullah konusunda Meclis’e detaylı bilgi gönderdi. “Türkiye’de faaliyette bulunan ‘Hizbullah’ adıyla bilinen örgütün; tarihçesi, kuruluşu, yapısı, iç ve dış bağlantıları, kuruluşunda, eğitim ve faaliyetlerinde kamu kurum ve kuruluşları ile kamu görevlilerinden destek alıp almadığı, ya da bunlar tarafından yönlendirilip yönlendirilmediği, faili meçhul cinayetlerin işlenmesinde rolünün olup olmadığı, işlediği iddia edilen cinayetler ile bu cinayet yöntemlerine ilişkin analizler hususlarında bilgi ve belgelerin değerlendirilerek bir rapor hazırlanması” istendi. MİT 12 sayfalık rapor hazırlarken; İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü 33 sayfa; Jandarma Genel Komutanlığı da 26 sayfalık rapor hazırlayıp gönderdi.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) “1 Ocak 1997-31 Aralık 2002 tarihleri arasında, yıkıcı-bölücü faaliyetler yürüttükleri gerekçesiyle haklarında inceleme, araştırma ve soruşturma yapılanlar ile bu incelemeler sonucunda görev yerleri değiştirilen, görevden alınan veya görevlerine son verilen hâkim ve savcılara ilişkin bilgiler” konusunda “Söz konusu tarihler arasında yıkıcı-bölücü faaliyetler nedeniyle kesinleşmiş disiplin cezası bulunan herhangi bir yargıç veya Cumhuriyet savcısı bulunmadığı” cevabını gönderdi. HSYK, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra görevine son verilen yargıç ve savcılar hakkında 8 adet belge gönderdi.

JANDARMANIN CİNAYETLERDEN BİLGİSİ YOK

Seferberlik Tetkik Kurulu, Özel Harp Dairesi, Türkiye Milli Askeri Strateji Belgesi, 01.01.1980-31.12.2000 arasında Seferberlik ve Savaş Hâline ilişkin mevzuat ve YAŞ kararı ile ordudan atılan kişiler hakkında bilgi de talep edildi. Konuya ilişkin 4 klasör mevzuat ve 1 dosya içerisinde belgeler (YAŞ kararı ile TSK’dan ilişiği kesilenlerin listesi) gönderildi. Ancak Milli Askeri Strateji Belgesi’nin verilemeyeceği belirtildi.

Adalet Bakanlığı ise 1997-2002 yılları arasında yıkıcı ve bölücü faaliyetler yürüttükleri gerekçesiyle haklarında inceleme, araştırma ve soruşturma yapılan ve bunun sonucunda görev yerleri değiştirilen, görevden alınan veya görevine son verilen personele ait listeyi gönderdi.

Milli Güvenlik Kurulu da (MGK) 28 Şubat 1997 tarih ve 406 sayılı MGK Kararı ile sürece ilişkin 45 adet MGK kararı gönderdi. Jandarma Genel Komutanlığı (JGK), “Recep Haşatlı Cinayeti, Akın Özdemir Cinayeti, Fikret Ünsal Cinayeti, Bülent Ecevit’e Yönelik Suikast Girişimi (Çiğli), MHP Genel Merkezinin Basılması Olayı (30.06.1979) ve Ziraat Mühendisleri Birliği Odası Baskınına (02.09.1980)” ilişkin bilgi ve belgelerin yanı sıra 01.05.1977-06.11.1983 tarihleri arasında (yıllara göre) teröre ve siyasal olaylara karıştığı gerekçesiyle hakkında işlem yapılan kolluk kuvvetleri personeli (jandarma ve polis) sayısı ve haklarında yapılan işlemlere ilişkin bilgi ve belgelerin talebiyle ilgili söz konusu suikastlar hakkında bilgi bulunamadığı ve yazıda istenen diğer hususlar hakkında çalışmaların devam ettiğini bildirdi.

GENELKURMAY DA DARBE DÖNEMİNE İLİŞKİN TALEPLERE CEVAP VERMEDİ

12 Eylül 1980 tarihli askeri darbe ile başlayan ara rejim döneminde işine son verilen, görevi veya görev yeri değiştirilmesi isteminde bulunduğu kamu görevlisi sayısı ile Sıkıyönetim Komutanlıklarının bu bağlamdaki istek yazılarının birer suretine cevap vermeyen Genelkurmay Başkanlığı’ndan Anayasa tasarısına ve Devlet Başkanı Kenan Evren’in Anayasayı tanıtma konuşmalarına ilişkin eleştiri ve eylemleri dolayısıyla hakkında işlem yapılan gerçek ve tüzel kişi sayısı istendi.

“28.06.1978 tarihli ve 235 sayılı Milli Güvenlik Kurulu kararında sözü edilen ve Genelkurmay Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve MİT Müsteşarlığı yetkili uzmanlarından oluşması öngörülen ‘Merkezi İstihbarat Koordinasyon Kurulu’nun kurulup kurulmadığı, kurulduysa çalışmaları hakkındaki bilgi ve belgeler” konusunda da Genelkurmay, “Herhangi bir bilgi-belge bulunamadığı; arşiv taramalarının devam ettiği yönünde” cevap gönderdi.

MİT, “27 Aralık 1979 tarihinde Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e sunulan ‘Türk Silahlı Kuvvetlerinin Görüşü’ başlıklı ‘uyarı mektubu’ ile dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Haydar Saltık başkanlığındaki üç kişilik kurmay grubun dönemin hükümeti ve siyasal parti genel başkanlarına yönelik bir uyarı mektubu hazırlığına dönük çalışmalar, 1980 tarihli ve 201552 sayılı Bayrak Harekâtı Direktifi başlıklı belge ve bu belgeye ilişkin uygulama planı, 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile bu darbeye uzanan süreçte gerçekleşen toplumsal şiddet ve terör olaylarında yabancı devletlerin ve istihbarat örgütlerinin faaliyet ve etkisi, hakkında bilgi ve belgeler ile söz konusu hususlarda o dönemde Başbakanlığa herhangi bir istihbaratın iletilip iletilmediği bilgisi”ne cevap vermedi. Aynı talebi Genelkurmay da cevapsız bıraktı.

Özel Harp Dairesi, Seferberlik Tetkik Kurulu, Özel Kuvvetler Komutanlığı ve kontrgerilla yapılanmalarına ilişkin bilgi ve belgeler konusunda Genelkurmay Başkanlığı, 2 sayfalık bilgi notu gönderirken; MİT ve İçişleri Bakanlığı cevap vermedi.

(CİHAN)

Bu dönemde işlenen birçok faili meçhul cinayetlerin üzerindeki ‘karanlık perde’ hala kaldırılamadı. Olaylara ilişkin bilgisi olduğu düşünülen kurumlar ise ya cevap vermiyor ya da ‘bilgi ve belge yok’ demekle yetiniyor.

2 Temmuz 1993’te meydana gelen ‘Sivas Olayları, 1993’te Başbağlar köyünde 33 köylünün öldürülmesi, 12 Mart 1995’te meydana gelen ‘Gazi Olayları’ ile siyasi cinayetler Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’nın öldürülmesi, Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) soruldu.

Reklamlar

Sahilde bir ölü yunus daha bulundu

İstanbul’un Fatih ilçesi Kumkapı sahilinde vatandaşlar tarafından kayalıkların üzerinde ölü yunus bulundu.

Vatandaşlar, saat 01.00 sıralarında kıyıya vurmuş bir yunus gördü. Kayalıklara inenler balığın telef olduğunu tespit etti.

Yunusu fark eden Celal Ayabak, “Arkadaşlarım kayalıkların üzerinde yunusu hareketsiz yatarken görmüş. Sonra ben geldim olay yerine. Geldiğimde 3 yunus da kayalıkların yakınında yüzüyordu. Sonra onlar gözden kayboldu. O yunuslar yaşıyordu” diye konuştu. Dün öğle saatlerinde de Kazlıçeşme sahilinde telef olmuş 2 yunus bulunmuştu.  (CİHAN)

Beykoz’da su kesintisi

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), yapılacak çalışmalar nedeniyle Beykoz’daki bazı mahalle ve köylere 20 saat süreyle su verilemeyeceğini açıkladı.

İSKİ’den yapılan yazılı açıklamada, Beykoz Kavacık Terfi Merkezi ve su haznesinden yapılacak bakım-onarım ve ekipman değişikliği nedeniyle su kesintisi yapılacağı ifade edildi. Açıklamada, kesintilerin 19 Aralık 2012 Çarşamba günü saat 08.00 itibariyle başlayacağı ve 20 Aralık 2012 günü saat 04.00’e kadar devem edeceği kaydedildi. 20 saat süreyle su verilemeyecek mahalle ve köyler şu şekilde: Kavacık, Rüzgarlıbahçe , Gümüşsuyu, İncirköy ile Soğuksu Mahalleri ile Acarlar, Mahmut Şevket Paşa, Çavuşbaşı, Zerzevatçı, Elmalı ve Örnek Köyleri.

(CİHAN)

Üniversiteye girişte ‘din’ sorusu

Üniversite giriş sınavlarında artık Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden de soru olacak.

Demir, Ortaöğretim Başarı Puanı’nın (OBP) adayın mezuniyet diploma notunun 5 ile çarpımıyla elde edileceğini ifade etti.

ÖSYM Başkanı, OBP’nin 0,12 ile çarpımı sonunda elde edilen puanın da yerleştirme puanına ilave edileceğini belirtti.

AA

Mynet haberi twitter’dan takip edin

ÖSYM Başkanı Ali Demir, üniversite giriş sınavlarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Demir, ortaöğretimde zorunlu ders olarak okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden YGS ve LYS-4’te soru sorulacağını söyledi.

‘Öcalan’ı MİT’in kurduğu dernekte gördüm’

Gazeteci Mehmet Avni Özgürel, Aksiyon dergisine önemli açıklamalarda bulundu.

Özgürel’in Aksiyon’a yaptığı çarpıcı açıklamalar şöyle: “…Adı son dönemlerde MİT’le en sık anılanlardan biri belki de. Derin yapılarla ilgili bilgileri, analizleri bunlarla da sınırlı değil onun. Özgürel, Abdullah Öcalan’ı 1960’larda, MİT’e ait Ankara’daki Fikir Ajansı adlı yerde gördüğünü açıklayan ilk kişi aynı zamanda. Öcalan da teyit etti zaten. Özgürel’in anlattıkları bizi PKK-MİT ilişkisine, hatta PKK’yı MİT’in kurduğu fikrine götürüyor.

-Siz Fikir Ajansı’na neden gidiyordunuz?

O zaman MİT’in kurdurduğu birkaç dernek var. Biri Ankara Sanat Galerisi’nin üst katındaki Çiftçi Teşekkülleri Federasyonu.

-Siz biliyor muydunuz o zaman bunları MİT’in kurdurduğunu?

Yook. Ama yani seziyorduk. İkincisi Ankara Ticaret Odası, Komünizme Karşı Türk Basını diye periyodik bir yayın çıkarıyordu. Antikomünist köşe yazıları, şunlar bunlar derleniyordu. ATO çıkarıyordu. Üçüncüsü de Fikir Ajansı. Antikomünist, Türkiye’yi hedef alan kızıl tehlikeyi deşifre eden birtakım kitaplar orada yayımlanıyordu.

-Burada komünizme karşı kullanacağınız materyal MİT tarafından size ulaştırılıyordu…

Kitaplar, broşürler… Batı dünyasının önemli antikomünist yazarlarının falan makaleleri derleniyor, toplanıyor, kitaplaştırılıyordu. Yani bizim onları okuyacağımız ve onlara göre amel edeceğimiz varsayılıyordu. Size ilginç bir şey anlatayım. Bende nüshası var, onu inşallah hatıralarımı yazdığım zaman basacağım. Ülkü Ocakları’nın 1 numaralı yayını Amerikan Emperyalizmi adlı kitap/broşürdü. Çok şaşırdıydım, nasıl çıktı diye. Ertesi gün broşürü aldım, gittim. Ramiz Ongun’u gördüm. Sordum, toplatmışlar. ‘Yanlışlık oldu.’ Yani Rus emperyalizmine karşı olmak Amerikan emperyalizmine taraftar olmak diye bir şey olamaz ki! Fakat herhâlde tepeden müdahale geldi ‘ne yapıyorsunuz’ diye. Biz de İkinci Kuvayı Milliye Derneği olarak bildiriler yayımlayacağız. Fakat paramız, pulumuz, teksir makinemiz yok. Mumlu kâğıda yazıyor, götürüyoruz Fikir Ajansı’nda çoğaltıyoruz. İşte ben Öcalan’ı, gittiğimizde böyle çay filan da getiren genç birisi olarak orada gördüm. Ben onu zaten İslami Büyük Doğu’dan tanıyorum. İmran Öktem’in cenaze namazı protestosunda İslami Büyük Doğu Grubu’ndan katılanlardan biri Öcalan’dı.

-Sizin anlattıklarınız bizi ‘PKK’yı MİT kurdurdu’ düşüncesine götürüyor. Ve Uğur Mumcu da bağlantıyı tespit ettiği için öldürüldü kanaati var…

Bu ne kadar gerçektir onu bilemem ama sadece PKK değil, Ağca olayı… Bana göre Uğur’un orda ortaya çıkardığı bağlantılar çok daha önemli. Yani Uğur, o yazdığından sonra şunu öğrenmesin denilecek neyi öğrenmiş veya açıklamış, biliyor değiliz. Ya daha ötesi de yok esasında bunun. Ama Mehmet Ali Ağca, Abdi İpekçi’nin öldürülmesi hadisesi bugün için dahi karanlıktır. Türkiye’de Bülent Ecevit’e verilmiş bir isim listesinin olduğunu biliyorum.

-Ne listesi bu?

Türkiye’yi tuzağa çeken isimlerin listesi. Tabii o aile listesi gibi Türkiye’nin bazı listeleri var. Bu isim listeleri çok anlamlı. Listeden Kenan Evren’in haberi var. Evren’in damadı emekli MİT’çi (Erkan) Gürvit’in haberi var. Ve İpekçi öldürüldükten sonra Ecevit bir daha ağzına kontrgerilla lafını almadı. O yapılanmanın bütün listesi var.

-Biliyorsunuz. Gördünüz mü listeyi?

Bilmiyorum. Abdi İpekçi’nin listeye vâkıf olduğunu biliyorum. Ve Abdi İpekçi’nin kayıp evrakının, defterinin olduğunu biliyorum.Mehmet Avni Özgürel, Balkan Savaşları’ndan itibaren Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı dâhil bütün mücadelelerde silahlı kuvvetlerde görev almış biriydi. Aslen, o zamanlar Bulgaristan’da bulunan Deliormanlardan olup Balkan Savaşı’yla birlikte göçe mecbur kalmış ailenin ferdiydi. Onlar Denizli Tavas’a yerleşti. Ailenin diğer kolları da Cumhuriyet döneminde peyderpey gelip bir kısmı Çankırı Ilgaz’a, bir kısmı Uzunköprü gibi yerlere yerleşmişti. Mehmet Avni Bey, yine Balkanlar’dan olan Rukiye Hanım’la evlenmişti. 1948’de vefatından tam iki ay sonra oğlu Orhan’ın, Çankırı’ya yerleşmiş Münevver Hanım’la evliliğinden dünyaya gelen çocuğuna da dedesinin ismi, yani Mehmet Avni uygun görülecekti.

1941-42 döneminde Harp Okulu’nda düzenlenen Kur’an okuma yarışmasında birinci gelen Orhan Özgürel, o yıl mezun oldu. Gülay ve Şenol isminde iki de kızı olan Orhan Özgürel, harita subaylığı yaptığı için Erzincan başta olmak üzere Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tam manasıyla çadırda ve ‘göçebe’ bir hayat sürüyordu. Küçük Avni’nin bebekliği ve çocukluğu da Doğu Anadolu’da arazide geçmişti. 1957’nin sonlarında, açık arazide böbrek rahatsızlığı had safhaya ulaştığı için artık Ankara’da görev yapacaktı Orhan Özgürel. 1960 darbesi de burada iken oldu zaten. Avni Özgürel, darbeden sonra babasını bir daha üniformalı görmeyecekti: “Millî Birlik Komitesi (MBK) üyesi harita subayı arkadaşı vardı. Ama yan yana gelmemeye özen gösterirdi. İhtilal günü CHP’li aileler sokakta gördükleri subayları omuzlarına alırlardı. O yüzden babamın üniforma giymediğini biliyorum.”

(…)

-Öcalan’la ilgili bilmediğimiz başka şey var mı Avni Bey?

“Öcalan’ın, PKK’nın başında iken özellikle dış ilişkileri yani Batı dünyasının siyasi çevreleri ile ilişkileri bilinmiyor.

-Açabilir miyiz biraz?

Onu şimdi açamam. Ama Amerikalılarla, İngilizlerle olan ilişkilerini… Yunanlarla ilişkilerini boş verin, çok önemsemiyorum onu. Orada çok fazla ilişkisi var. Ama önemsemeyişimin sebebi yani birileri Yunanlara ‘bu işe siz bakın demiş’ Yunanlar da bakmıştır.

-Analiz mi yoksa bildiğiniz şeyler mi var?

Bildiğim bir şey. Ben zaten Çekiç Güç döneminde Amerikalılarla doğrudan doğruya ilişkilerin olduğunu biliyorum. En üst düzeye kadar nerdeyse. Yani bir terör örgütünün liderinin ulaşabileceği en üst düzey ne ise.

-Şimdi neden açıklamak istemiyorsunuz?

İstemem. Çünkü onları inşallah sadece söylemekle kalmam, belgesini de koyarım. Yani kimle, nerede görüştü? Onun içeriği nedir, tutanağı nedir? Amerikalı nasıl tutanak tutuyorsa PKK’nın da bir bürokrasisi vardır. Şam’da PKK’nın 4 katlı arşiv binası var. Bütün o görüşmeler, yazışmalar hepsi orada duruyor. Mesela İran’da PJAK örgütlenmesini, nasıl yapılması gerektiğini, planını hazırlayan, veren Amerikalılardır.”

(…)

Ergenekon konusunu ise yine TSK’nın NATO çizgisin dışına çıkmasına yoran Özgürel’e göre, Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun 4 yıllık genelkurmay başkanlığı sürecinde iki kez Çin’e gitmesine karşılık bir tane NATO ülkesine gitmemesiyle başladı süreç.Milli Savunma bakanları olmadan darbelerin yapılmadığını söyleyen, özellikle Kürt meselesindeki yaklaşımından dolayı 2000’li yıllarda tehditler alan Mehmet Avni Özgürel, kamuoyunda sıkça tartışılan MİT’çi gazeteciler konusunda da “Bunlar belli bir düzeyin üstünde gazeteciler” dediği 5-6 kişiyi bildiğini söylüyor

-Evet, size niçin MİT’çi gazeteci diyorlar?

Sebebini şöyle, sebebini değil de yani şöyle söyleyeyim. Bir, ben hiçbir kaynağımı açıklamadım şimdiye kadar. Onun için görüştüğüm insanlar bana itimat ederler. İki, kendi süzgecim var. Ben mesela şimdi idam cezası tartışmaları var. Bu istikamette tartışmanın nerden kaynaklandığına ilişkin konuşmaya kalksam konuşacağım şeyler var; ama yazmam, konuşmam. Üç, ‘Batı dünyasında şöyle bir şey vardır. Mısır piramitleri o kadar hassas yapılmış ki bu Ortadoğulu adamlar, Araplar bu zekâda olamazlar. Muhakkak uzaylılar yardım etti.’ Çünkü o yani… Bizim insanımız da, ‘bu adam zeki, yani aklını çalıştırıyor, doğru bir analiz yapıyor.’ ‘Hayır.’ ‘Bu MİT’çi.’ Oradan veya CIA’den ya da şuradan buradan öğreniyor.’ Hâlbuki hepimizin dikkatli okuyabildiğimiz takdirde açık kaynaklar zaten Türkiye’de yeteri kadar bilgi veriyor…

(CİHAN)

Mynet haberi twitter’dan takip edin

Adı sıkça MİT ile anılan Özgürel, Türkiye’yi tuzağa çeken bir isim listesinin olduğunu ve bu listenin Bülent Ecevit’e verildiğini anlattı. Abdi İpekçi’nin de bu listeye sahip olduğunu belirten Özgürel, “Abdi İpekçi’nin öldürülmesi hadisesi bugün için hala karanlıktır.” dedi.

MİT’in kurduğu derneklerden söz eden Avni Özgürel, Abdullah Öcalan’ı bu derneklerden birinde gördüğünü vurguladı. Özgürel, “İşte ben Öcalan’ı, gittiğimizde böyle çay filan da getiren genç birisi olarak orada gördüm. Ben onu zaten İslami Büyük Doğu’dan tanıyorum. İmran Öktem’in cenaze namazı protestosunda İslami Büyük Doğu Grubu’ndan katılanlardan biri Öcalan’dı.” ifadelerini kullandı.

Bozuk taksimetreye 5 bin TL ceza

Emniyet Genel Müdürlüğü 2013 yılı için 170 ayrı trafik suçunun yeni ceza oranlarını açıkladı.

Karayolu dışında, kenarında veya karayolu sınırı içinde izin almadan, trafik işaretlerinin görünmelerini engelleyecek, anlamlarını değiştirecek veya güçleştirilecek, yanıltacak veya trafik için tehlike veya engel teşkil edecek şekilde levha, ışık ile ağaç, parmaklık, direk dikmek, koymak veya bulundurmanın cezası 3 bin 535 lira. Yine belediye sınırları dışındaki karayolu kenarında, izinsiz olarak yapı ve tesis yapanlara da 3 bin 535 TL ceza kesilecek. Satış ve devir işlemini, siciline işlenmek üzere 3 iş günü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesine bildirmemek, yeni malik adına bir ay süreyle geçerli tescile ilişkin geçici belge düzenlememek, kanun maddesinde belirlenen ücret uygulanmaksızın satış ve devre ilişkin her türlü işlem karşılığında belirlenen miktarın üzerinde ücret almanın cezası da bin 279 lira oldu.

BOZUK TAKSİMETRE KULLANANLAR YANDI

Takoğraf veya taksimetre cihazlarını bozuk imal etmek veya bozulmasına vasıta olan, bu durumdaki cihazları araçlarda kullananlara ise 5 bin 311 lira para cezası kesilecek. Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptıranlar ile sigorta yaptırılan araçlara ait bilgileri Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’ne göndermemek, sigortasını yaptırmamış işletenleri tespit amacıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçeleri ile ilgili olarak İçişleri Bakanlığı’nca istenecek bilgileri vermemenin cezası da 5 bin 311 lira oldu. Korsan araçlarla yolcu taşımak ilk seferde 2 bin 100 lira; tekrarı halinde 3 bin 500 lira. Korsan taksi, dolmuş, otobüs gibi araçlara binen yolculara ise 233 lira para cezası kesilecek.

(CİHAN)

Mynet haberi twitter’dan takip edin

Yeni yılla birlikte; bozuk takoğraf ve taksimetre kullananlara 5 bin 311 lira para cezası kesilecek.

Kamuoyunda en çok alkollü, ehliyetsiz araç kullanmak, emniyet kemeri takmamak, kırmızı ışık ihlali ve aşırı hız ihlallerinde yazılan cezalar konuşulsa da yeni yılla birlikte bazı ihlalleri çiğneyen vatandaşları binlerce liralık cezalar bekliyor. 2013 Yılı Trafik İdari Para Ceza Rehberi’nde 170 ayrı ceza uygulaması detaylı şekilde anlatılıyor.

Gül’den Hz. Mevlana mesajı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Hz. Mevlana’nın 739. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri” dolayısıyla Konya Valisi Aydın Nezih Doğan’a bir mesaj gönderdi.

ANKARA (İHA) – Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Hz. Mevlana’nın 739. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri” dolayısıyla Konya Valisi Aydın Nezih Doğan’a bir mesaj gönderdi. 739. vuslat yıldönümünde büyük Türk-İslam mutasavvıf, şair ve düşünürü, mana eri Hz. Mevlana’nın aziz hatırasını saygıyla yadettiğini belirten Gül, mesajında şunları kaydetti:

“Vuslatının üzerinden asırlar geçse de Mevlana Celaleddin Rumi, hayatı, düşünceleri, eserleri, sevgi, barış ve hoşgörüyü temel alan evrensel mesajıyla, geniş kitleleri etkilemeye ve gönülleri birleştirmeye devam etmektedir. Anadolu’nun en önemli manevi mimarlarından Mevlana Celaleddin Rumi’nin, ‘Gel, gel, ne olursan ol, gel’ çağrısı, insanları kaynaştırarak, sevgi ve barış içinde bir arada yaşamalarını mümkün kılmıştır. Mevlana’nın ilahi aşk, sevgi ve birlik üzerine kurduğu, farklılıkları dışlamayan, her dilden, her dinden ve her renkten insana kollarını açan felsefesi, onu evrensel bir değer haline getirmiştir. O tüm insanları kucaklarken, insanlık tarafından da kucaklanmıştır. Onun ölümsüz eseri Mesnevi’nin birçok dile çevrilmesi, dünyanın dört bir yanında okunması ve her yıl çok sayıda insanın çağrısına uyarak Mevlana’nın yaşadığı coğrafyayı görmek için ülkemizi ziyaret etmesi bunun en müşahhas göstergelerindendir. Hz. Mevlana, herkesi ‘insan-ı kamil’ olmaya çağırmıştır. İnsanlara merhameti, hoşgörüyü, iyiliği, güzel ahlakı, hayrı, sabrı, sakinliği, şiddet ve öfkeden uzak olmayı, ümitli olmayı öğütleyen Mevlana, sevgisi ve tevazusuyla gönülleri fethetmiştir. Hayatını, ‘Hamdım, piştim, yandım’ diyerek özetleyen, ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak telakki eden Mevlana, tüm insanlık için mükemmel bir rehberdir. Mevlana’nın yolu barış, sevgi ve kardeşlik yoludur. O, dünyamızda baş gösteren ve temelinde hoşgörüsüzlük yatan sorunların çözümünü yüzyıllar öncesinden işaret emiştir. Bu nedenle şiddetten arındırılmış, barış dolu bir dünyanın kapılarını açmak için Mevlana’nın 13. asırdan günümüzü aydınlatan fikirlerinin bir şemsiye gibi tüm insanlığı kuşatacağına inanıyorum. Her yıl Konya’da düzenlenen Uluslararası Anma Törenleri, bu bakımından büyük önem taşımaktadır. Mevlana sevgisinin ve mesajının yayılmasına vesile olan törenlerin, aynı zamanda herkesin onun gönül ve düşünce dünyasında kendisine yer bulması açısından da güzel bir ortam oluşturduğu kanaatindeyim. Yurt dışından gelen konuklarımıza farklı kültürlerin yüzyıllarca kardeşçe bir arada yaşadığı, medeniyetlerin buluşma noktası ülkemize hoş geldiniz diyorum. 739. vuslat yıldönümünde Hz. Mevlana’yı rahmetle anıyor, törenlere katılanlara selam ve sevgilerimi iletiyorum.”