‘Özal’ın ölüm nedeni aydınlatılmalı’

AK Parti Manisa Milletvekili Muzaffer Yurttaş, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefatının Türkiye’deki karanlık olaylardan biri olduğunu söyledi.

Raporun, olayla ilgili şüpheleri gidermediğini aksine daha da karmaşık hale getirdiğini dile getiren Yurttaş, “Bence bu rapor zehirlenme şüphesini artırmıştır.” diye belirtti. Özal’ın kemiklerinde normalde vücutta bulunmaması gereken kadmiyum, DDT gibi ağır metaller ve kimyasallar bulunduğuna dikkat çeken Yurttaş, şöyle devam etti: “Özal’ın vücudunda ‘zehire rastlandığı ancak ölümünün zehirden kaynaklandığının tespit edilemediği’ raporda ifade edilmiştir. Bu nasıl rapor? Zehir var, zehirlenme var diyemeyiz. Bu bir gariplik. Ayrıca 19 yıl sonra vücuttaki tespit edilen kimyasalların öldürücü düzeyde olmadığını tam olarak nasıl tespit ediyorsunuz? Madem bunu tespit ettiniz, ölüm nedenini neden ortaya koyamıyorsunuz? İç organları toprak olmuş bir kişinin kap, akciğer ve diğer organlarının bu zehirden etkilenip etkilenmediğini nasıl söyleyebiliyorsunuz?”

“ASIL SORGULANMASI GEREKEN ÖZAL’A ÖLÜM RAPORU VEREN DOKTORLAR”

Asıl sorgulanması gerekenin Özal, hastaneye getirildiğinde kendisi için ölüm raporu veren doktorlar olduğunu söyleyen Yurttaş, “Çünkü 1993 yılında hazırlanan ölüm raporunda Türkiye Cumhuriyeti 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın ölüm nedeni olarak ‘kalp krizi veya kalp rahatsızlığından dolayı öldüğü’ belirtilmiş. Bu raporu hazırlayan doktor sadece Özal’ın kalp ameliyatı geçirdiğine dayanarak ölüm raporu düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’ün talimatı ile görevlendirilen Devlet Denetleme Kurulunun hazırladığı rapora göre Teksas Eyaletindeki Hurston Kalp Merkezi’nden ölümünden 2,5 ay önce gelen Efor, EKO ve benzeri kalp inceleme sonuçları Özal’ın kalp krizi riski yönünden minimum düzeyde olduğunu gösteriyor. Böyle bir durum söz konusuyken 2 ay sonra ölüm nedenini kalp damar hastalığına bağlayamazsınız. Neye dayanarak Özal’ın ölüm raporunu yazan doktorlar bu raporu vermişlerdir. Bu raporu veren doktorların bilimsel bir bulgusu var mı? Hayır yok. Sadece hikaye ve öz geçmişe dayanarak rapor vermişler. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ölüyor. Basit bir raporla bu ölüm geçiştiriliyor.” ifadesini kullandı.

Turgut Özal’ın vefatının hemen ardından ailesinin mutlaka ikna edilerek otopsi yapılması gerektiğini vurgulayan Yurttaş, “Kafa, karın ve göğüs boşluğu açılarak gerekli örnekler alınmalı ve bu numuneler saklanmalıydı. Barsak ve mide içeriği incelenmeliydi. Çünkü 1993 yılında pek çok şüpheli ölümler gerçekleşmiştir.” şeklinde konuştu. Özal’ın ölümünün yadırganacak bir şey olmadığını dile getiren Yurttaş, “Eğer Özal’ın ölümünün ardından kan numuneleri alınmış olsaydı, bugün bunları tartışmıyor olacaktık.” diye vurguladı.

“ADLİ TAKİPTE DE BAZI ŞÜPHELER VAR”

Bu ölümle ilgili olarak o dönemki adli takipte de bazı şüpheler olduğunu ifade eden Yurttaş, şunları söyledi: “Örneğin Özal’ın kan ve saç örnekleri alınmış mı? Olay yeri incelemesi yapılmış mı? İlgili kişilerin incelenip, sorgulanması gerekirken bu kişilerin sorgulanıp, incelenmediğini görüyoruz. Kan örneğini alan hemşirenin kan örneğini yere düşürdüğü ve kırıldığı görülüyor. Bu ne ciddiyetsizlik. Bu devlet ciddiyetine yakışır mı? Ayrıca Özal’ın naaşının otopsi yapılmadan defnedilmesi anormal bir durumdur. Dünyanın tüm ülkelerinde ölen bir cumhurbaşkanın suikastle mi yoksa eceli ile mi öldüğü törenle gömülmesinden daha öncelikli bir konu olmaktadır. Ama ne yazık ki Özal’ın ölüm nedeni basit bir raporla geçiştirilmek istenmiştir. Bu konu basit bir ölüm değil bir devlet meselesidir. Çünkü 1993 yılı siyasi cinayetlerin yoğun olduğu bir dönemdir.”

“NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP DİYEREK RAPOR HAZIRLANMIŞ”

Özal’ın ölümünün karanlık olaylardan biri olduğunu kaydeden Yurttaş, “Bütün karanlıkları aydınlığa çıkaran, darbeleri, faili meçhulleri çözen AK Parti iktidarında olayların üzerine gidilmesi anlamlıdır. ‘Alacakaranlık dizisinin’ kutulardaki aktörleri üzerine ışık tutulmaktadır. Çünkü yarasalar aydınlığı sevmezler. Toplumun geniş bir kesimi, ‘olaylar kime ve nereye varırsa varsın, sonuna kadar gidilmelidir’, ‘yakın tarihin üstü kapalı olayları cinayetleri ve faili meçhulleri aydınlanmalıdır’ demekte ve bu konuda hükümetimize kayıtsız şartsız destek vermektedir. Türkiye kendi geçmişiyle yüzleşmeye, hesaplaşmaya devam ediyor. Bu konuda büyük mesafeler alındı. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün konuyla ilgili Devlet Denetleme Kurumu’nu görevlendirmiş olması gerçekten takdire şayan duyarlı bir davranıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Adli Tıp Kurumu raporunun ne şiş yansın ne kebap denilerek hazırlandığını savunan Yurttaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Özal’ın bedeninde zehire rastlanıldığı halde ölüm nedeniyle ilgili kesin bir kararın oluşmadığı söyleniyor. Yani ‘zehir var ama zehirlenip zehirlenmediği belli değil’ deniliyor. Özal’ın şüpheli ölümü birbirine dolaşmış ipi çözmeye kalktıkça daha da bu iplerin dolaşması gibi bir hal almıştır. Zehirlendiğine dair kesin bir bulgu yok, ama şüpheler mevcuttur. Kalp krizinden öldüğü de söylenemiyor. Suikast şüphesi göz ardı edilemez, çünkü daha önce de Özal’a suikast düzenlenmiştir. Dünyanın pek çok ülkesinde başarılı idarecilerden rahatsız olanlar hep olmuştur. Özal’dan rahatsız olanlar olayın es geçilmesini istiyorlar. Ölüm nedenini çözmek kolay iş değil, ama sonuna kadar gidilmeli ve bu olay aydınlatılarak milletin vicdanı rahatlatılmalıdır.

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumu’nun raporuyla ilgili açıklama yapmasının ardından AK Parti Manisa Milletvekili Dr. Muzaffer Yurttaş rapor sonucunu değerlendirdi. Raporla, Özal’ın vefatı üzerindeki sis perdesinin daha da arttığını söyleyen Yurttaş, “Zehirlenme şüphesi artmıştır. Adli Tıp Kurumu’nun yaptığı açıklama milletin vicdanını rahatlatmamıştır. Kamu vicdanının rahatlatılması gerekir. Adli Tıp’ın hazırladığı rapora göre laboratuvar sonuçlarına güveniyoruz. Ancak bu noktada savcı da zor durumda. Çünkü Cumhuriyet savcısı ne bir kimyager ne bir doktordur. Savcılık sonuca göre daha detaylı, açıklayıcı bir rapor isteyebilir. Savcı, zehirlenme şüphesi devam ederse soruşturmayı derinleştirecek, aksi halde dosyayı kapatacaktır. Bilindiği gibi 17 Nisan 2013 yılında 20. yılını dolduracağı için eğer soruşturma sonucunda bir dava açılmazsa zaman aşımından dolayı bu dosya kapanacaktır. Eğer savcı soruşturmayı devam ettirme kararı alırsa zaman aşımı 10 yıl ertelenmiş olacak. Bu da önemli ve üzerinde durulması gereken bir konudur.” diye konuştu.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s